24 Ekim 2013 Perşembe

HAYATLA KOPAN BAĞLAR....

Hayatımda bir çok olgu değişti
benim için....
Hastalığımla birlikte çok değişik bir karaktere de sahibim artık...
İnsanlardan kendimi uzaklaştırmak mesela...  
Her kim olursa olsun istemiyorum artık hayatımda...
 Zaten bana denilenin aksini yapacak kadar da inat bir insandım...
Mutlu değilim artık ...
Hiç bir şey beni mutlu edebilecek kadar güzel değil mesela....
Oysa ben en ufak olgulardan bile mutlu olabilen bir insandım...


Yüzlerce insan artık kafana takma dese de bir kez  olsun dinlemedim...
Dinlemek istesem de takıntımdan vazgeçemedim..

Ben de herkes gibi olmak isterdim...
Ama buna en büyük engel de bendim... Şimdiyse hayat anlamsız benim için...
Olsa da olur olmasa da...
Mutsuzluğumu herkese yayıyormuşum... Öyle diyorlar; Haklılar da...

İnsanın canı olsa canından beziyor ki benim gibi bir insandan bıkmakta kolay anlaşılabilir bir şey...


Hayatımı ne kadar yoluna koymaya kalksam o kadar dibe batıyorum sanki... Yoruldum artık hiç kimseye , hiç bir şeye inancım kalmadı artık...
Her şey düzeldi artık derken her şey tekrar tekrar başa sarıyor...
Ve benim artık buna ne gücüm kaldı ne takatim...


Kendimi bırakıp gidebilme ihtimalim olsaydı keşke...
Beni en çok üzense onca çektiğim
acı yılları sadece 5 dakikada anlatabilmek...
Kullandığım onca anti-depresan ilaçlar sonucu kaybettiğim hafızam...


    Bir annenin ya da babanın en dikkatli          olması gereken bu hastalığın,
     geçme ihtimali olduğu gibi büyük bir            depresyon sonrası tekrar nüksetme                                 ihtimali de çok...
   

      Unutmayın benim hastalığım çok çok                  erken teşhis edildiği halde bu                                           haldeyim...
           

              Her zaman bir kız çocuğunda                      görülebilecek bir hastalıkta değil                erkeklerde de görülebilen bir şey...
    Bu hastalığın vücuda verdiği tahribatlar                ise sonraki yıllarda çıkıyor...


           Hastalığın en büyük belirtisi ise                   kilolarına karşı aşırı duyarlılık...
       

             Belki anoreksiya nervoza olan bir                çocuğunuz vardır ve bunu okuduğunda                              bana çok kızacaktır...
     Çünkü anoreksiya aynı zamanda hastalığı         kabullenmeme ve ebeveynlerin hastalıkla              ilgili bilgileri okumasına öğrenmesine                              engel olma isteğidir... 
   Eğer hastalığı çok ilerlemedi ise ve vermek     istediği bir kaç kilo varsa bırakın diyetisyen                        kontrolünde kilo versin...
    Bu sayede çocuğunuz hem sağlıklı hem de           takıntılardan ve sorunlardan uzak bir 
                            hayat yaşasın...

15 Ekim 2013 Salı

MUTLU BAYRAMLAR


7 Eylül 2013 Cumartesi

HİÇ BİR ŞEY TAMAMEN BİTMEZ...

Kendini kandırmanın bir anlamı yok biliyorum..
Adana'ya giderken aklımda tek bir düşünce belirdi ablam....
Ondan ayrılmaktansa başıma gelen bu beladan kurtulmak daha kolay gelmişti...
Bir an önce iyileşmek istedim...
 Tabi büyüme çağında başlayan rahatsızlığım beni ilerideki yaşamımı etkileyeceğini hiç düşünmemiştim...
Ama gerçek her zaman bir tokat gibi çarpıyor yüzünüze....



 Bir an önce iyileşme çabam bana bir sabah uyandığımda gözümü bile açamayacak kadar şişmiş olduğum gerçeğini çarptı yüzüme...
 İlk başlarda anlamamıştım bir gün içerisinde 10 doktora gitmemize rağmen...
Sonra beslenme şeklimi yine eskisi haline çevirdiğimde şişlerim inmeye başlamıştı.
Ve yine eski halime dönmüştüm...
Birşey olamadığını düşünerek yine normal insanlar gibi yemeye çalıştım ve yine bir gece içinde şiştim...


Çok kolay şişmeme  rağmen çok zor eski halime geliyordum.
 Bu kez gıda intölerans testi sonucu süt ürünlerine karşı alerjim çıktı.
 Sadece süt ürünlerine de değil şeker,beyaz un,yağ,.. gibi birçok gıdaya karşı duyarlılığım oluştu...


 Ve doktorum sıkı bir diyetle geçeğini söyledi tabi o kısım benim için çok kolaydı.
 1 yıl boyunca sıkı diyetim sonucu yine eski halime gelmiştim.
Geçtiğini düşünerek yine aynı hatayı tekrarladım...
Ve beklendiği gibi yine şiştim şuan da hala bu haldeyim..


 Ve insanlar bana ''en başta bu yola girmek zorunda mıydın?'' diyorlar...
Sanki bilerek yapmışım gibi....
Kendimden nefret ediyorum, insanlardan kaçıyorum ve dışarı dahi çıkmıyorum..
Kim bunu kendine isteyerek yapar ki...
Evet ben yaptım ben çekiyorum...
Şikayetçi miyim? HAYIR!


Biliyorum bu günlerde geçecek ve bende hayatımı yoluna koyabileceğim...
İlk şiştiğimde hep şu soruyu sordum kendime
'' insanlar bu kadar yemelerine rağmen nasıl kilo almıyor da ben bir gün içinde alıyorum?''
Ama şimdi anlıyorum takılmamak lazım bunlara sonuçta daha kötülerini de yaşayabilirdim...


 Şimdi yine zorlu bir süreçten geçiyorum ve buraya yazmak bir nebzede olsun rahatlatıyor...
Ve şunu da söylemek gerekirse hastalığım tam olarak geçmiş değil biliyorum...
Hala ince olmak gibi kaygılarım var...
Ama en azından artık kendimi öldürecek dereceye getirmiyorum
 şişim indiğinde hala çoğu insana göre çok zayıfım.


Artık kontrolümü nasıl sağlayacağımı biliyorum...
 Bu kadar zayıflık takıntım olmasa şimdiki halimden nefret etmezdim,
dışarı çıkabilirdim ya da hala arkadaşlarımla görüşürdüm...
Ama biliyordum en başından beri hiç bir şey tam anlamıyla bitmiyor her zaman çok derin izler bırakıyor....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...