Anorexia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anorexia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2021 Pazar

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 9 (FİNAL)


 

Küçük kız sonunda olanların farkına vardı. Ağlamaya başladı. Ablası ise Efe'ye aslında neden ayrıldıklarını ve gerçekleri abisinin anlattığını söylemenin daha doğru olacağından Efe'ye her şeyi anlatmak istedi.Bu yüzden Efe'nin ardından gitmek için evden çıktı.

Fakat bir felaketin olacağını bilmiyorlardı.

Efe bileklerini kesmişti. Küçük kızın ablası ise Efe'yi hemen evlerine çıkardı. Küçük kız Efe'yi o halde gördüğünde şok geçirmişti. Annesi hemen Efe'nin yaralarına müdahale ederken, bir yandan da küçük kızının kendine gelmesi için bağırıyordu. Efe ise hala annesine onları ayırmamasını söylüyordu.

Ambulans aradılar ve Efe'yi hastaneye kaldırırlarken küçük kız o kilitlenmiş tek kelime edemeyen haliyle Efe ile gitmeye çalışıyordu. Tuttular küçük kızı ve Efe de abisiyle hastaneye kaldırıldı. Polisler geldi,tutanaklar tutuldu, sonuçta bu gerçek hayattı...

Kapının önü kanlar içinde, küçük kız donup kalmış ve polisler...

Efe gitmiş hikayeleri bitmiş...


-SON-

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 8



 Bu durum Efe'nin de kontrolden çıkmasına sebep oldu. Kıskançlıklar dozunu aşmıştı artık.

O kadar ki küçük kızın onu bırakıp başka üniversiteye gideceğini düşünüyordu.

Ve kimse yüzünü görmesin diye sürekli küçük kıza kafasını kaldırmadan uyumasını söylüyordu.

 Oysa küçük kızın yaşayacağı bile belirsizdi. Dedim ya Efe küçük kızın sağlığı Efe'nin de raydan çıkmasına neden oldu.

Gitgide ikisi de kontrolden çıkıyorlardı. Bununla beraber küçük kıza bir şeyler doğru gelmemeye başladı. Ama hala Efe'yi bırakmayı göze alamıyordu. Efe bu durumlar içerisinde ailesiyle de tartışmaya başlamıştı. Bir gün Küçük kıza kuzenleriyle bir yerlere gittiğini söylemişti.

Ve birden kapı çaldı. Efe'nin annesiydi! Efe'nin nerede olduğunu soruyordu. Küçük kız Efe'nin annesine,  Efe'ye ulaşıp eve gitmesi gerektiğini ya da annesiyle konuşması gerektiğini söyleyeceğini ve korkmaması gerektiğini söyledi.

En nihayetinde de Efe'ye küçük kız ulaştı. Ve eve gitmesi gerektiğini anlattı. Efe de eve gideceğini söyledi küçük kıza...

Bu sorunda bir şekilde geçti gitti.

Yılbaşı zamanı geldi ve Efe küçük kız ve ailesiyle birlikte geçirmeye karar verdiler.

O gün o kadar mutlulardı ki, büyük felaketin geleceğini anlarmış gibi son kez gülermiş gibi....

Ve Efe o günden sonra ailesiyle çok büyük sorunları olduğunu küçük kıza anlattı.

Olsundu, bunu da atlatırlardı..

Küçük kız Efe'nin babasıyla konuşmaya karar verdi.

Sonuçta büyükler affederdi. Ve Efe'nin bilgisi olmadan babasını aradı. Babası hala çok kızgındı Efe'ye..

Bu şekilde halledilmeyeceğini anlayınca,küçük kız abisiyle konuşmaya karar verdi.

Ablasını da yanına alıp abisiyle konuşamaya gittiler.

Dünyasının başına yıkılacağını bilmeden.

Abisine konuyu açtı küçük kız ve ablası. Efe'nin abisiyse Efe'nin yalanlarından bahsettikçe küçük kız donakalmıştı. Ve abisi, küçük kıza bu işin daha da çirkinleşmeden bitmesi gerektiğini söylemişti.

Abisinin bunları anlattığını söylemeden, küçük kızın Efe'den ayrılmasını söylemişti.

Küçük kızın ablası kardeşinin ne hale geldiğini fark edince, onu hemen uzaklaştırdı oradan..

Eve döndüler. Küçük kızın ablası bütün olanları annesine anlattı. Ve sonunda bir karar varıldı bu şey adı her ne ise bitecekti.

Küçük kız Efe'yi çağırdı. Tesadüf bu ya,küçük kızın annesi Efe'nin en sevdiği yemeği yapmıştı.  Küçük kızın ablası da kardeşi gibi seviyordu Efe'yi. O yüzden herkesin yüzünden bir şeylerin normal olmadığı anlaşılıyordu.

Efe de haliyle bunu sorguluyordu. Küçük kız ise biraz daha ertelemek için Efe'ye yemek yedirmeye çalışıyordu. Saçmalık!

Sonunda Efe'ye konuşmaları gereken birşey olduğunu söyledi. Odasına geçtiler. Efe'ye soğuk kanlılıkla onu aslında hiç sevmediğini ve ilk aşkını aslında hiç unutamadığını söyledi.

Efe ilk önce afalladı ve bunu şimdi mi anladığını sordu küçük kıza...

Küçük kızın başka hiçbir bahanesi yoktu. Abisi söylememesini istemişti. Efe ise anlam vermese de kabul etmişti. Aslında bu küçük kızın onu sevdiğine hiç inanmadığının en büyük kanıtıydı. Küçük kız ise bütün yalanlarını duyduktan sonra kızgındı,çok ama çok kızgındı..

Ablası küçük kıza son bir kez de olsa sarılması gerektiğini söyledi.

Bunun üzerine küçük kız Efe tam kapıdayken ona son bir kez sarılmak istediğini söyledi.

Sarıldılar ve kapı kapandı...

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 7

 


Kızgınlıklar,kırgınlıklar zamanla unutuldu. Küçük kız da Efe de mutlulardı.

Ve bir şekilde yaz geldi. Küçük kızın yıllarca gitmek için can attığı o yere artık gitmek istemiyordu. Efe'den uzak kalmak en son isteyeceği şeydi..

Gitme zamanı geldiğinde kendilerini bu duruma alıştırdıklarını sandılar. Fakat Efe küçük kız giderken kendini tutamadı ve ağladı.

Küçük kız her zaman ki gibi belli etmedi duygularını Efe'ye..

Küçük kız da Efe de ilk kez bu kadar ayrı kalacaklardı.

Efe'yi küçük kızın ilk aşkını göreceği korkusu kapladığından, küçük kızı çok sıkmaya başlamıştı. Oysa küçük kızın tek düşündüğü ve özlediği kişi Efe'ydi. Fakat Efe'ye de kızamıyordu. Efe onunla ilgili her şeyi bildiğinden bunu yapmasının normal olabileceğini düşünüyordu.

Telefonla sürekli konuşurlarken her zamanki gibi mutlulardı. Ve küçük kız Efe istemediği için ailesi dışında hiç kimseyle dışarı çıkmıyordu.

Bir gün Efe bu kıskançlık olayını abarttıklarında küçük kızla tartıştılar. Ama her zamanki gibi bir tartışma boyutunu aşmıştı.

Ve Efe dayanamayıp küçük kızın yanına gitmeye karar vermişti.

Fakat bu durum küçük kızı ilk başta ne kadar kızdırsa da sonunda yine her zamanki gibi barıştılar.

Hayaller kurdular,kocaman bir gelecek inşaa ettiler kendilerine...

Efe'nin dönme vakti geldiğindeyse, içi daha rahattı.

En azından artık güvenmeyi öğrenmişti Efe...

Öyle böyle derken yaz tatili bitip birbirlerine kavuşmuşlardı. Yeni bir dönem başlamıştı.

Fakat bu kez aynı sınıfta değillerdi. Bu kez küçük kız Efe'nin ondan uzak olmasına katlanamadı. Evet o da çoook kıskanıyordu onu..

Ve  ne yaptı etti Efe'yi kendi sınıfına aldırdı. Fakat küçük kızın sağlık durumu artık raydan çıkmıştı.

Bir yandan mutlu bir yandan da ölüyordu.

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 6


Efe ve küçük kız zamanlarını hep birlikte geçiriyorlardı.

Hayatları hastalıkla beraber geçse de mutlulardı..

Fakat kız günden güne daha da zayıflıyordu.

Ve Efe hakkında ne kadar çok şey bildiğini düşünse de, aslında onu gerçekten tanımadığını zaman içinde insanlardan duyduklarıyla anlıyordu.

Fakat, duyduklarına asla ve asla inanmıyordu.

Bir gün duyduklarının gerçek olduğunu ablasından öğrendiğindeyse yıkılmıştı.

Yüzleşme zamanı ise okuldu...

Her sabah olduğu gibi okulda beraberlerdi. Fakat küçük kız gerçeklerle yüzleşmekten korkuyordu.

Çünkü ondan vazgeçmek istemiyordu. Bu yüzden Efe'nin sevmediği ne varsa yapıp okuldan gitmesini sağladı.

Küçük kız pencereden Efe'nin gidişini gördükten sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Bütün dersler boyunca susturamadı kendini.

Eve geldiğinde hala ağlamaya devam ediyordu.

Küçük kızın ablası Efe'nin kızı üzmemek için gerçekleri söylemediğini ve onunla en azından bir kere daha görüşmesi gerektiğini söyledi.

Küçük kız zaten dünden hazırdı, Efe'ye inanmaya. Çünkü henüz on kaybetmeye hazır değildi.

Küçük kız hayatında ilk kez birinin onu sevmesine izin veriyordu. Üstelik ona ailesi kadar güveniyordu.

Hem kırgınlık hem kızgınlıkla Efe'ni yanına gitti.

Efe'ye baktı,konuşamadı ve tokat attı.

O tokatı kendine attığını ve onu affetmenin çok büyük bir aptallık olduğunu düşünerek.

Ama Efe'yi seviyordu. Ve bu ondan vazgeçmesi için çok büyük bir engeldi. 

28 Temmuz 2015 Salı

→ADINI SEN KOY←



Onu göremedim bile...
Varlığını hissetmek yeter mi hiç?
Yetermiş!
İçimde yine o saçma kıpırdama..
Nasıl olur da yaşadıklarımdan ders almam?

Birgün daha takvime kazındı..
İçimdeki varlığını hissettiğim birgün daha..
Benim küçük dünyamın
"O"nun etrafında döndüğü birgün daha! 

Sonunu bildiğim bu yol 
Beni tekrar aynı cehenneme mi atacak?
Hayır! 
Yapamam bu kez!
Kaldırmaz bu beden düş kırıklıklarını..

Şimdi kapat gözlerini!
Bugün hiç yaşanmadı farz et!
Geçti mi?
Bitti mi?
Tamam açabilirsin gözlerini. .
Devam edebilirsin olmayan hayatına...


-İKİ ÇOCUK BİR AŞK'A İTHAFEN ;)-

20 Haziran 2015 Cumartesi

ANOREXİA SONRASI

Fotoğraflar için tık tık

Neden bu konuya değinmek istedim, bilmiyorum.
Ama yazmak istedim.
Hayatım sanki 2 dönem benim için, anoreksiyadan önce (başlık neyse de yazarken Türkçe halini yazmak daha doğru geldi.) ve anoreksiyadan sonra..
Bunun nedeni ise tabi ki yaşadıklarım!

♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠ ♠

Bunu yazmamdaki en önemli sebep daha durumu vahim olmayan zayıflık takıntısı olan insanları, başlarına gelebilecekler konusunda uyarmak.
Ve kendilerine engel olabilmelerini sağlamak.
Daha fazla uzatmadan başlıyorum;

Fotoğraflar için tık tık

9 Haziran 2015 Salı

ANOREXİA OLDUĞUMU NASIL ANLARIM?!

Fotoğraf için tık tık

Arama motorlarından bloga gelen kelimelere sürekli bakıyorum.
Bu soruyu görünce de yazmadan geçemedim.
Belki bunu yazan arkadaşım bunu görmeyecek belki de görecek..

5 Eylül 2014 Cuma

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 5

fotoğraf için tık tık

Bir başkasına aşkı yüzünden günden güne ölüm tehlikesi artan bir sevgiliyi kim isterdi ki?
Efe tüm kalbiyle istemişti..
Küçük kızı olduğu gibi sevebilmişti..
Hiçbir şey değiştirmek istemeden..
Hatta sırf onu mutlu edebilmek için zayıflamasına yardım edebilecek kadar..
Kim suçlayabilirdi ki onu?
Sonuçta küçük kız kadar çocuktu o da..
Tek derdi küçük kızın mutluluğuydu..
Küçük kız, çocuktan sonra hiçbir zaman kendisini sevebilen biri olamadı..
Oysa Efe küçük kızın yerine de seviyordu onu..
Küçük kız sevilmenin ne demek olduğunu onunla öğreniyordu..
Birgün Efe küçük kızın yazdığı defteri atmasını istedi.. (haklı olarak)
 Küçük kızsa önce vazgeçemedi..
Aslında vazgeçmek tek istediğiydi; ama o kadar da kolay değildi..
Tartışmaların ardı arkası kesilmedi.
Sonunda küçük kız defterin her sayfasını minicik parçalara ayırdı..
O ki defterlere, kitaplara ya da eline ne geçerse çocuğun adını yazardı..
Geçmişini unutmanın vakti gelmişti.
Efe ile bu konuyu en başından konuşmuşlardı.
Eğer unutamazsa ayrılacaklardı..
Çocuklardı neticesinde..
Zaman geçtikçe Efe'yi sevmeye, kimseye güvenmediği kadar güvenmeye başladı.
Efe onun için hiçbir zaman yıkılmayacak dağ gibiydi..
Ya da asla çekip gitmeyecek kadar...
Zamanla dünyada tek Efe var gibi görmeye başlamıştı..
Yokluğunu düşünmek aklının ucundan bile geçmiyordu..
Efe tutunacak bir daldı; fakat o dal bu kadar tutunacak kadar sağlam mıydı?

1 Eylül 2014 Pazartesi

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ İKİ ÇOCUK BİR AŞK 4

fotoğraf için tık tık

Küçük kızı artık hayata bağlayan sadece çocuğa yazdıklarıydı.
Yeni bir yıl ve yine yaz için geri sayım yapılan günler bir de tedavi süreci..
Öyle veya böyle hayat devam ediyordu.. 
Tabi okulda..
Okulun ilk günüydü ve her zamanki gibi yeni arkadaşlıklar küçük kız için çok zordu..
''Bir tane arkadaşım olsun yeter.'' derdi.
Yıl sonunda herkesle arkadaş olurdu o ayrı...
Okulun ilk günü de böyle olmuştu..
Tabi tek arkadaşıyla derslerde konuşabilmek için arka sırasında oturmuştu küçük kız
Okulun ilk günü de öylece bitti.
İkinci günse uykuya olan düşkünlüğünden okula gitmedi.
Üçüncü gün, yine aynı sıraya oturmak için gittiğinde bir başkası oturuyordu.
Kalkması için başında bekliyordu.
Ama Efe uyuduğu için küçük kızı görmemişti.
Küçük kız ''kalkar mısın?''  dedi.
Efe '' hayır'' dediğinde küçük kız küfrederek başka yere geçti.
Tabi bu Efe ile ilk kavgalarıydı; ama son olmadı..
Kavga ederek bir süre sonra arkadaş oldular.
Tabi ki o da öğrendi küçük kızın meşhur aşkını..
Küçük kızsa deftere her gün yazmaya devam ediyordu.
Bir gün Efe, küçük kızdan o defteri istedi.
Küçük kız kimseye okutmadığı defteri Efe'ye okuması için verdi.
Efe okuduktan sonra herşeyi daha net anlamıştı.
Ve zamanla beklenen gerçekleşti.
Ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum; ama Efe ve küçük kız sevgili 
( yada adı her neyse ) oldular.
Fakat küçük kızın hastalığı aynı hızda ilerliyordu..
  

3 Temmuz 2014 Perşembe

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ→İKİ ÇOCUK BİR AŞK 2

Fotoğraf için tık tık

Küçük kızın günden güne içinde büyüttüğü "sözde sen kilolusun" cümlesi yüzünden içten içe planlar yapmaya başladı.
Aşık olduğu adamın zayıflayınca kendini seveceğinden hiç şüphesi yoktu.
Oysa bunlar sadece bir suretten ibaretti..

Zayıflama çabalarına önce saçma bir şekilde internetteki diyetlerle başlamıştı.
Diyetisyene gitmek istediğini söylese 
şüphe çekeceğine emindi.
Çünkü belki bir kaç kilo fazlası için kilo verdirebilirlerdi.
Ama küçük kızın istediği birkaç kilo değildi...

21 Haziran 2014 Cumartesi

BİR ANOREKSİK HİKAYESİ→İKİ ÇOCUK BİR AŞK

Fotoğraf için tık tık


Ilık bir rüzgar esti.
Küçük kız çok severdi böyle havaları...
Derin bir nefes alıp koşar adımlarla sahile doğru gidiyordu.
Biraz denizi seyretmek istedi ilk kez..
Çok sevmezdi böyle şeyleri.
Ama aldırmadan sahile gitmişti bile...


Bir kayanın üzerine oturup, sahili ve insanları izliyordu.
Başına hayatının felaketinin geleceğini bilmeden...
Çok geçmeden geldi zaten o da..
Tanımadığı biri de değildi üstelik,
 yıllardır tanıyordu onu..


17 Mart 2014 Pazartesi

ALİCE ANOREKSİ DİYARINDA


Fotoğraf için ( tık tık )


Bu kitabın benim için önemi var. Ve okumanızı tavsiye ederim.  Özellikle de bir ebeveyn için...


İlk psikologumun annem ve benim okumamı istediği bir kitaptı. Tabi önce annem okudu. Biraz anlattı yaşayabileceklerimi ve kitabın ilk bölümünde anorexia hastalarına dair istatistiksel bilgilerin kendini ne kadar korkuttuğunu dile getirememişti...

Bense o zaman hasta olmadığımı düşündüğümden değil de ne olursa olsun kabul ettiğimden umursamıyotdum kimseyi... 


Kitap iki dilden anlatılıyor.  Biri Alice yani anoreksik genç kızımız diğeriyse annesi. Olaylar iki ayrı dilden anlatılırken aslında gerçekten de sırasıyla yaşayacaklarım vardı bu kitapta...

Bense kitabın sadece alice bölümünü okumayı tercih ettim. Nedenini anlamışsınızdır eminim :) Ve ilk önce kitabın sonunu okudum. Öldü mü(?) ,yaşıyor mu(?) diye :)


Tabi sonunu yazmıyorum :D 
Aslına bakarsanız böyle bir hastalık geldikten sonra değil gelmeden önce önlem almak lazım. Çünkü geldikten sonra zaten benim gibi kararında direten bir insansanız elinizden birşey gelmez...


Mesela insanlar konuşur ve çocuğunuz ne kadar kafasına takmaz desenizde bir yerden sonra takmaya başlar. İlk belirtiler görüldüğünde bana bir etkisi olmadı; ama her insanda başka tepki verir sonuçta!


Her neyse sonuçta gördüğünüz gibi yaşıyorum ölmedim! Ama sorsanız yıllardır çektiklerimi burda 2-3 yazıda özetlerken çocukluğumu alıp gitti... Bütün ömrümü etkileyecek yaralar bıraktı...

Ölmedim evet! Ama diye de birşey var işte...

15 Mart 2014 Cumartesi

UYANIK , MERAKLI VE SAHTEKAR ŞEYMA!

Daha önce de bahsettiğim gibi ben ilk diyete başladığımda besin değişim listeleri ( yani ne kadar ekmek kaç gram, kaç  gram meyve 1 porsiyon) bilmiyordum.

 Tabi psikolog desteğinin yanı sıra diyetisyen desteğiyle  ikili bir tedavi süreciyle tedaviye başlanıyor.

Diyetisyeniniz ise haliyle yeme düzeninizi kontrol altına alacağınız bir listenin yanında besin değişim listesini çeşitlendirebilmeniz adına tutuşturuyorlar elinize...

Tabi bunun üzerine Şeyma durur mu ? Durmadım tabi ki :)



Besin değişim listesini götünce daha da az yemeye başladım. Çünkü bilmeden yediğim kilo vermemi engelleyen besinleri de yemeyi bıraktım.

Bu hastalık biraz uyanık, meraklı ve sahtekar yapıyor insanı :)

Aynı zamanda biraz çirkefleşiyorsunuz :)
Normalde ailem dışında kimseye sesimi çıkaramayacak kadar pısırık bir insanım.  Ama psikologlarımın çoğuyla kavga edecek kadar çirkefleşmiştim. Zaten hiç birini de sevmedim!



Sahtekarlıklarıma örnek verecek olursak ; annem ve ablamın kafalarını çevirdikleri anda masadaki bitirmemi söyledikleri ekmeğimi cebime atmaktan tutun da antidepresanlarımı yutuyor gibi yapıp yine cebime atmaya kadar yaptım!

Tabii yalan söyleme özürlü oluşum ve annemin inanılmaz uyanık oluşuyla o ilaçlar hep yakalanırdı :)

Yani demem o ki:
Seni gidi sahtekar Şeyma bir daha böyle şeyler yapmak yok!

Tabiki de söz veremem ;)


27 Şubat 2014 Perşembe

DİZİLERE YANSIYAN BULİMİA NERVOSA


İnsanların gitgide dış görünüşe önem verdiği bir toplumda yaşıyoruz... Anorexia, bulimia, ortarexia gibi bir çok beslenme bozuklarının arttığı bir topluma sahibiz artık...

Peki bu hastalıkların dizilerde konu alınması ne kadar doğru? 
Aslına bakarsanız bana yanlış gelmiyor. Çünkü bu gibi beslenme bozuklukları hakkında ne kadar bilgili olursanız ve ne kadar erken fark ederseniz o kadar erken tedavi sürecine başlarsınız.




Özellikle de bulimia'nın işlenme sebebi ise kolay farkedilir olmaması ve psikolojik olarak saplantılı olmaları...

Bunların dizilerde yansıtılması ebeveynler için oldukça bilgilendirici.
Peki gençler için?


Peki benim gibi birinin buna yorum yapması ne kadar doğru? 


Buna da siz karar verin :)


Burada en önemli konu bilinçlenmek; fakat ebeveynler bilinçlenirken bunlara eğilimli gençlere örnek göstermekte yanlış! 


Yani hayatta zaten hep böyle biri olsa biri olmuyor...
 Seçim sizin bilinçlenin diyerek kafiyeli bir cümleyle yazıma son veriyorum:))


Not: Fotoğraflar google'dan alıntıdır.







27 Kasım 2013 Çarşamba

ANOREXİA'YA DAİR

Kabullenmek en zoru derler ya o misal anorexia da...
 İsmini bile ilk zamanlar telaffuz edemediğin ama bütün kontrolünü senden alan bir şey...

İlk teşhis konulduğunda inanmamıştım; Çünkü hemen ne olduğunu araştırıp sadece dış görünüşümde bu denli boyutlarda bir zayıflığın söz konusu bile olmadığının farkındaydım...

Aynı zamanda o fotoğrafları gördüğümde insanlar yazık derken benim için
güzel kelimesinin
 tam anlamıyla oturmuş haliydi...
 Bu da çevremdeki insanların hastalığımı kabullenişiydi..
Peki ben kabullendim mi? Hayır!




Bir kere ben onlar kadar ince değildim(henüz)! 
En büyük takıntım olan bacaklarım hala onlar kadar ince
 (yani dışardaki insanların deyimiyle çöp gibi!) değildi....


 Zaman geçtikçe zayıflasam da hala onlar kadar zayıf değildim... 
Doktorlar parmaklarıyla gösterse de,hormon tahlillerim iyice kontrolden çıksa da, susuzluktan bayılmaya hatta beyin sıvım azalsa da onlar kadar zayıf değildim! 
Herhalde beni ve tüm anorexia hastalarını en güzel anlatan fotoğrafta budur... 


Çünkü sorun bende değil gözlerimdeydi... Anorexia insanı bu denli kör edebiliyor... Şimdi değiştin mi diye soruyorsunuz biliyorum...
 Değişmedim maalesef.... 
Sadece kendimi ne zaman ve nasıl koruyacağımı biliyorum... Aynalardan,tartılardan uzak bir hayat kolay değil...
 En azından ölümcül değil diyerek avutuyorum kendimi...


Bildiğiniz üzere şuan çoğu besine karşı alerjim olduğu için şişim.
Bu gıdalardan uzak durarak diyet yapıyorum.
Bu sayede şişlerim geçecek ve yine normale döneceğim... 


Bana göre olan normal kavramı çoğunuza göre incelikten kopacak dediğimiz tabirde olsa sınırlarımı korumayı biliyorum..
Özellikle bu dönemimde aynaya bakmaktan çok kaçınıyorum... 
Çünkü biliyorum ki bu halimi 
görürsem dehşete kapılıp yine
 kontrolden çıkacağım... 
Zor dimi? 


İnsan sağlığı bir kez kayıp gittiği zaman öyle eski haline dönmüyor maalesef... Sadece kabullenmeyi öğreniyorsun...
Anorexia hastalığına gelirsek;
 Kimi çok az yer,kimi her şeyden az yemeyi tercih eder,kimi bazı yiyeceklere düşman gözüyle bakar aynı zaman da devamlı bir yediğini yakmak ve bağırsak hızlandırıcı kullanarak yediğini hemen vücudundan atma çabasındadır
(ki bu ben oluyorum)...


Anorexia hastaları çoğu zaman yemek yemeseler de etrafındaki insanlara yemek yapmak,yemek yedirmek gibi davranışlara sahiptir; ki bu da kendilerinin almadıkları kalorilerin başkalarına yedirme çabalarıdır
(bunu da yaşadım)


Ve üzülerek anlatmak istediğim bir anım ise annem yemek yedikten sonra beni öpmek istediğinde bir hışımla onu iteklemiştim.
 Hastalıktan o kadar gözüm kör olmuştu ki annemin beni öpmesiyle onun yediği normal yemeklerin kalorilerinin bana geleceğini düşünmüştüm....


Sizi anne sevgisinden bile mahrum eden bir hastalık daha ne denilebilir ki....
Hayata dair onca yaşanmışlığa rağmen pes etmedim bunu da atlatacağım diyorum.
 Şimdilerde; sonuçta ölebilirdim ama ölmedim diyorum kendime ve
 hep tekrar tekrar aynı cümle geçiyor içimden:

ASLA VAZGEÇME!

24 Ekim 2013 Perşembe

HAYATLA KOPAN BAĞLAR....

Hayatımda bir çok olgu değişti
benim için....
Hastalığımla birlikte çok değişik bir karaktere de sahibim artık...
İnsanlardan kendimi uzaklaştırmak mesela...  
Her kim olursa olsun istemiyorum artık hayatımda...
 Zaten bana denilenin aksini yapacak kadar da inat bir insandım...
Mutlu değilim artık ...
Hiç bir şey beni mutlu edebilecek kadar güzel değil mesela....
Oysa ben en ufak olgulardan bile mutlu olabilen bir insandım...


Yüzlerce insan artık kafana takma dese de bir kez  olsun dinlemedim...
Dinlemek istesem de takıntımdan vazgeçemedim..

Ben de herkes gibi olmak isterdim...
Ama buna en büyük engel de bendim... Şimdiyse hayat anlamsız benim için...
Olsa da olur olmasa da...
Mutsuzluğumu herkese yayıyormuşum... Öyle diyorlar; Haklılar da...

İnsanın canı olsa canından beziyor ki benim gibi bir insandan bıkmakta kolay anlaşılabilir bir şey...


Hayatımı ne kadar yoluna koymaya kalksam o kadar dibe batıyorum sanki... Yoruldum artık hiç kimseye , hiç bir şeye inancım kalmadı artık...
Her şey düzeldi artık derken her şey tekrar tekrar başa sarıyor...
Ve benim artık buna ne gücüm kaldı ne takatim...


Kendimi bırakıp gidebilme ihtimalim olsaydı keşke...
Beni en çok üzense onca çektiğim
acı yılları sadece 5 dakikada anlatabilmek...
Kullandığım onca anti-depresan ilaçlar sonucu kaybettiğim hafızam...


    Bir annenin ya da babanın en dikkatli          olması gereken bu hastalığın,
     geçme ihtimali olduğu gibi büyük bir            depresyon sonrası tekrar nüksetme                                 ihtimali de çok...
   

      Unutmayın benim hastalığım çok çok                  erken teşhis edildiği halde bu                                           haldeyim...
           

              Her zaman bir kız çocuğunda                      görülebilecek bir hastalıkta değil                erkeklerde de görülebilen bir şey...
    Bu hastalığın vücuda verdiği tahribatlar                ise sonraki yıllarda çıkıyor...


           Hastalığın en büyük belirtisi ise                   kilolarına karşı aşırı duyarlılık...
       

             Belki anoreksiya nervoza olan bir                çocuğunuz vardır ve bunu okuduğunda                              bana çok kızacaktır...
     Çünkü anoreksiya aynı zamanda hastalığı         kabullenmeme ve ebeveynlerin hastalıkla              ilgili bilgileri okumasına öğrenmesine                              engel olma isteğidir... 
   Eğer hastalığı çok ilerlemedi ise ve vermek     istediği bir kaç kilo varsa bırakın diyetisyen                        kontrolünde kilo versin...
    Bu sayede çocuğunuz hem sağlıklı hem de           takıntılardan ve sorunlardan uzak bir 
                            hayat yaşasın...

7 Eylül 2013 Cumartesi

HİÇ BİR ŞEY TAMAMEN BİTMEZ...

Kendini kandırmanın bir anlamı yok biliyorum..
Adana'ya giderken aklımda tek bir düşünce belirdi ablam....
Ondan ayrılmaktansa başıma gelen bu beladan kurtulmak daha kolay gelmişti...
Bir an önce iyileşmek istedim...
 Tabi büyüme çağında başlayan rahatsızlığım beni ilerideki yaşamımı etkileyeceğini hiç düşünmemiştim...
Ama gerçek her zaman bir tokat gibi çarpıyor yüzünüze....



 Bir an önce iyileşme çabam bana bir sabah uyandığımda gözümü bile açamayacak kadar şişmiş olduğum gerçeğini çarptı yüzüme...
 İlk başlarda anlamamıştım bir gün içerisinde 10 doktora gitmemize rağmen...
Sonra beslenme şeklimi yine eskisi haline çevirdiğimde şişlerim inmeye başlamıştı.
Ve yine eski halime dönmüştüm...
Birşey olamadığını düşünerek yine normal insanlar gibi yemeye çalıştım ve yine bir gece içinde şiştim...


Çok kolay şişmeme  rağmen çok zor eski halime geliyordum.
 Bu kez gıda intölerans testi sonucu süt ürünlerine karşı alerjim çıktı.
 Sadece süt ürünlerine de değil şeker,beyaz un,yağ,.. gibi birçok gıdaya karşı duyarlılığım oluştu...


 Ve doktorum sıkı bir diyetle geçeğini söyledi tabi o kısım benim için çok kolaydı.
 1 yıl boyunca sıkı diyetim sonucu yine eski halime gelmiştim.
Geçtiğini düşünerek yine aynı hatayı tekrarladım...
Ve beklendiği gibi yine şiştim şuan da hala bu haldeyim..


 Ve insanlar bana ''en başta bu yola girmek zorunda mıydın?'' diyorlar...
Sanki bilerek yapmışım gibi....
Kendimden nefret ediyorum, insanlardan kaçıyorum ve dışarı dahi çıkmıyorum..
Kim bunu kendine isteyerek yapar ki...
Evet ben yaptım ben çekiyorum...
Şikayetçi miyim? HAYIR!


Biliyorum bu günlerde geçecek ve bende hayatımı yoluna koyabileceğim...
İlk şiştiğimde hep şu soruyu sordum kendime
'' insanlar bu kadar yemelerine rağmen nasıl kilo almıyor da ben bir gün içinde alıyorum?''
Ama şimdi anlıyorum takılmamak lazım bunlara sonuçta daha kötülerini de yaşayabilirdim...


 Şimdi yine zorlu bir süreçten geçiyorum ve buraya yazmak bir nebzede olsun rahatlatıyor...
Ve şunu da söylemek gerekirse hastalığım tam olarak geçmiş değil biliyorum...
Hala ince olmak gibi kaygılarım var...
Ama en azından artık kendimi öldürecek dereceye getirmiyorum
 şişim indiğinde hala çoğu insana göre çok zayıfım.


Artık kontrolümü nasıl sağlayacağımı biliyorum...
 Bu kadar zayıflık takıntım olmasa şimdiki halimden nefret etmezdim,
dışarı çıkabilirdim ya da hala arkadaşlarımla görüşürdüm...
Ama biliyordum en başından beri hiç bir şey tam anlamıyla bitmiyor her zaman çok derin izler bırakıyor....

19 Temmuz 2013 Cuma

HER ŞEY SEVGİYLE BAŞLAR....

Hayata devam edebilmenin tek yolu sevgiyle başlıyor.
Önce kendini sevmeli insan her şeyden önce....
Söylemek kolay gelse de o kadar da kolay birşey değil bu....
En azından benim için öyle...


Bazı olayların üstesinden gelmek için kendimle barışık olmak zorunda olduğumun
 farkında olsam da hiç bir zaman ne kendimle ne de diğer insanlarla barışık değilim...
Ve bu yüzden de en dibe batmadan ne duruma düştüğümü fark edemiyorum...
 Her zaman kendimden ve insanlardan nefret ederken buluyorum kendimi...
Sonra bir fark ediyorum en dibe batmışım bile peki yüzeye çıkmak için ne yapmalı?


Aslında bilsem de bunun cevabını kabullenip dünyayla barışık olmaktansa
yüzeye çıkana kadar kendimi kandırıyorum..
Ve yine aynı şeyler ömrüm boyunca tekrar etti...
 Mutluluğun ne olduğunu yıllardır anlamakta direniyorum;
çünkü artık beni hiç bir şey mutlu etmiyor bir parçam yok gibi...
Ve ben o parçamı çok özlüyorum....


Kendimden nefret ediyorum çünkü işe yaramaz,hiç bir şey beceremeyen
 becerse bile başarısını mahfeden bir insanım ben...
Bu benim için dayanılmaz bir hal aldı artık yine çıkmaza girdim ve artık dayanamıyorum.
Ben daha 20 yaşındayım ve bunları söylemek benim için çoook erken...

Neden yaşıtlarım gibi gezip eğlenemedim hiç?
Yaşadıklarımı hak edecek ne yaptım ben?
Dayanamıyorum artık ve keşke her şey yoluna girse...
Ama ben onu da mahvetmenin bir yolunu bulurum...

24 Mayıs 2013 Cuma

İYİLEŞMEK İSTER İNSAN TABİ KABULLENEBİLİRSEN...

Zaman geçtikçe daha da kontrolden çıktım....
Hiç bir şeyi görmez oldu gözüm bu arada insanlar hep beni suçluyorlardı...
Elimde olmadığını bilmeden...
Herkes bile bile bunu yaptığımı sanıyordu...
Aynada kendimin 2 katı halini gördüğümü düşündüğüm için devam ediyordum..


 Karakterimde de olan inatlık hastalığımla daha da ön plana çıkmıştı...
Şimdi düşünüyorum da yine olsa yine aynı şeyleri yapardım...
Sonuçta bu benim hayatım ve buna kimsenin karışmaya hakkı yok..
Ve hala affedemediğim o kadar çok insan var ki....



Benim iyiliğimi isterlerken daha kötü olmamın sebebiydi belki de...
Suçlayacak birini aramak değil bu şu an ne yaşıyorsam benim yüzümden bunun farkındayım...
 Zaten bir daha da eski neşeli halimi göremedim.
 Çünkü hastalığımla beraber beni mutlu eden bütün kavramları yitirdim...
Duygusuz , mutsuz ve devamlı huzursuz bir insan haline geldim...


Yıllar geçtikçe daha da kötüleştim ta ki 25 kilo olana kadar...
O dönemde zor anlar yaşadığım için zaten tartılmak aklıma bile gelmiyordu...
Ama psikoloğuma 1 ayda 1 kilo alacağıma söz verdiğim için
gitmeden birkaç gün önce tartıldığımda şok geçirmiştim.
 Çünkü en son tartıldığımda 32 kiloydum önce inanamadım birkaç kez daha tartıldım
ama değişen hiçbir şey değişmedi tabi..



İlk kez korkmuştum ama yine de kilo almak gibi bir niyetim yoktu...
 Psikoloğa gittiğimde artık hastaneye kaldırılmam gerektiğini söyledi...
 Ama ben kabul etmedim tabi ki..
Annemle konuştuğunda herşey kesinleşmişti...
Bilmiyorlardı ki Türkiye'de sadece anorexia hastalarının bulunduğu bir hastane yok  ve bana
 psikolojik yardıma ihtiyacı olan insanlarla aynı bölümde bakacaklarını...



Gideceğim zaman anneme sadece tek bir cümle söyledim
'' eğer beni hastaneye yatırırsan ömrüm boyunca seni affetmem ve ordan çıktığımda beni unut'' dedim...
 Pek umursamadı; çünkü sadece tek düşündüğü şey bir anne olarak benim iyileşmemdi...
Amcamlarla Adana'ya yatırmaya karar verdiler...
31 mayısta götüreceklerdi beni..
Ama bir şeyi unutuyorlardı ben iyileşmek istemiyordum ki....

10 Mayıs 2013 Cuma

YİNE MUTSUZ YİNE SESSİZ VE KİMSESİZİM BUGÜNLERDE....

Hayatıma anlam veren tüm olgularımı hastalığımla bir bir kaybetmeye başlamıştım...
Beni mutlu eden ne varsa anlamını yitirdi zamanla...
Hiç bir şeyden mutlu olmayan bir insan haline geldim...
Artık hastalık beni ele geçirmeyi başarmıştı...
 Beynimin içinde beni kontrol eden başka bir ben var gibiydi...


 Hayat benim için sadece kilo vermekten başka bir anlam taşımıyordu artık...
 Kilo verdikçe daha çok vermek istiyordum ve almaktan da bir o kadar korkuyordum...
Psikolog ve diyetisyen görüşmeleriminse hiç bir faydası olmuyordu;
çünkü hasta olduğuma inanmıyordum...


Başka anorexialı bir gencin haberlerini okuduğumda
 ''kilo almak istiyorum ama bana kilo almışsın dediklerinde mutsuz oluyorum ağlıyorum'' kelimeleri çok saçma gelmişti ve kendimi hasta olmadığıma ikna etmiştim....
 Benim o hale gelmemse 1 ayı geçmedi.
Ve bana ''bu kez iyi gördüm seni'' dediklerinde direk aklımda kilo mu aldım(?) gibi düşünceler oluşuyor
sinirden ağlamaya başlıyordum...
Yemek yemek benim için ölüm gibiydi ve herkesin bana devamlı yemek ye demesi....
Herkesten nefret eder olmuştum...


Beni sadece kilo aldırmaktan başka dertlerinin olmadığını düşünüyordum...
En çok da psikologla terapiler beni mahvediyordu...
Kimsenin beni anlamadığını düşünüyordum aylarca su içmediğim zamanlar oldu...
 Sebebiyse göbeğim çıkar düşüncesi yüzündendi....
Vücudumda su kalmayınca bayılmalarımda beraberinde geldi
 Genelde ablam görüyordu ve bana kızsa da beni kaldırıp yardımcı oluyordu...


En son bayılışımı annem gördüğündeyse beni hemen hastaneye götürdü  ve bana sara teşhisi konuldu...
 Fakat yanlış teşhisti su içmediğimde beyin sıvım azaldığı için bu tür baygınlıkların
normal olduğunu başka bir doktordan öğrendim...
Giderek kilo veriyordum ama bu beni tatmin etmiyordu...
Sanki hayat hep berbat bir yerden ibaretti benim için mutlu olmaksa bir o kadar anlamsız...
Bugünlerde de yine öyleyim sanki mutsuz, sessiz ve kimsesiz......
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...