fotoğraf için tık tık
Bir başkasına aşkı yüzünden günden güne ölüm tehlikesi artan bir sevgiliyi kim isterdi ki?
Efe tüm kalbiyle istemişti..
Küçük kızı olduğu gibi sevebilmişti..
Hiçbir şey değiştirmek istemeden..
Hatta sırf onu mutlu edebilmek için zayıflamasına yardım edebilecek kadar..
Kim suçlayabilirdi ki onu?
Sonuçta küçük kız kadar çocuktu o da..
Tek derdi küçük kızın mutluluğuydu..
Küçük kız, çocuktan sonra hiçbir zaman kendisini sevebilen biri olamadı..
Oysa Efe küçük kızın yerine de seviyordu onu..
Küçük kız sevilmenin ne demek olduğunu onunla öğreniyordu..
Birgün Efe küçük kızın yazdığı defteri atmasını istedi.. (haklı olarak)
Küçük kızsa önce vazgeçemedi..
Aslında vazgeçmek tek istediğiydi; ama o kadar da kolay değildi..
Tartışmaların ardı arkası kesilmedi.
Sonunda küçük kız defterin her sayfasını minicik parçalara ayırdı..
O ki defterlere, kitaplara ya da eline ne geçerse çocuğun adını yazardı..
Geçmişini unutmanın vakti gelmişti.
Efe ile bu konuyu en başından konuşmuşlardı.
Eğer unutamazsa ayrılacaklardı..
Çocuklardı neticesinde..
Zaman geçtikçe Efe'yi sevmeye, kimseye güvenmediği kadar güvenmeye başladı.
Efe onun için hiçbir zaman yıkılmayacak dağ gibiydi..
Ya da asla çekip gitmeyecek kadar...
Zamanla dünyada tek Efe var gibi görmeye başlamıştı..
Yokluğunu düşünmek aklının ucundan bile geçmiyordu..
Efe tutunacak bir daldı; fakat o dal bu kadar tutunacak kadar sağlam mıydı?






